Bin sene de okusam.. "Ne biliyorsun?" diye sorsalar bana, "haddimi bilirim" derim... (Mevlana Celaleddin Rumi)

Emre Kurttepeli

Posted: Şubat 27th, 2012 | Author: | Filed under: ITU Executive MBA | Tags: , , , | No Comments »

07.06.2011 tarihli dersimizin konuğu Türkiye’nin en büyük portalı Mynet ‘in kurucusu Emre Kurttepeli idi.

Eğer Emre Kurttepeli ile olan sohbetimizi izlemek isterseniz aşağıdaki videoya başvurabilirsiniz. Video uzun gelecek olanlar için özet yazı aşağıdaki gibi.

 

Emre Kurttepeli, 1996 yılından beri internet sektöründe ve Fornet kurduğu ilk firma. Erişim sağlayıcı olan bu firmayı 3 yıl sonra Koçnet’e satıyor.

Emre Bey, 1999 yılında sadece İngilizce bilenlerin kullanabildiği bir internet dünyasında sadece Türkçe bilenlere yönelik hizmetler yapmaya karar vererek “mynet” i kuruyor ve Türkçe ara yüzle mail hizmeti veriyorlar. Girişimciliğin zorluklarından bahsederken yaklaşık 1,5 sene sonra ilk faturasını kesebildiklerini belirtiyor. Uykusuz gecelerin ve iş yerinde yatmaların girişimcinin mecburi bir gelişmesi olarak görülüyor. O dönemlerde siteye reklam almanın zor olduğunu ve reklam verenler bulmanın zorluğunu anlatıyor. Yaptığınız işe inanıp özveri göstermenin “mıknatıs etkisiyle” sizin gibi çalışabilen kişileri yanınıza çekmede etkili olduğunu belirtiyor.

Kurumsal bir firma ile girişimci ruhu birleştirmenin zorluklarına değinen Emre Bey, mobil dünyanın günümüz internet sektörünü nasıl etkilediğini ve oluşturdukları mynet ekosistemi”nin bu dönemde nasıl şekilleneceğinden bahsetti.

“Collaborative e-commerce” gibi oluşumların gerçek hayattaki deneyimlerden nasıl fark yarattığına değinen Emre Bey 18,5 milyon kullanıcıya sahip mynet trafiğinin %11’inin facebook %16’sının google dan yönlendirilen trafikten oluştuğunu vurguluyor. Mynet’in iş modeli olarak insanlara bedava hizmetler sunup aldığı reklamlardan gelir elde etmek olduğunu belirtiyor. İnsanların gerçek hayatta yaptıkları her şeyi internette de devam ettirdiğini sürdürüyor. Sadece davranış modellerinin değiştiğini vurguluyor.

Türk insanının girişimci bir millet olduğunu vurgulayan Emre Kurttepeli girişimcinin belli bir formasyona sahip olması gerektiğini söylüyor. Emre Bey, eskiden trafiği sadece kendi sitelerine yönlendirme mantalitesinden kurtulup revaçta olan site ve uygulamalarla işbirliği yaparak büyük oyuncu olmak gerektiğini vurguluyor. Facebook’un en büyük uygulama geliştiricileri olduklarından ve ellerindeki mail kullanıcılarını koruduklarını belirtiyor. E-ticaret ile büyük bir networke ulaşmanın ve pazarlamanın daha önceden bu kadar kolay olmadığını söylüyor. Nesil farklılıklarının altını çizerken yeni neslin bilgiye hemen ulaşım isteğini dile getirirken mobil aleminde farklı oyuncular olabileceğine “skype” ile “viber” arasındaki örneği sunarak açıklıyor. Mobilin insanlara her zaman “online” olabilme olanağı verdiğini belirtiyor.

TV nin günün sonunda hayatımızda olacağına inanmıyor ve en kolay erişimi kim sağlıyorsa kullanıcıların oraya yöneleceğini taşınabilen özel cihazların daha fazla önem kazanacağını düşünüyor. Mobil cihazların TV yi daha çok benzeyeceğine kendisinin kişisel deneyimlerinden de örneklerle açıklıyor. İnternet sektörünün hobisel olarak başlayıp, patlamayla bir anda gelişip şu anda emekleme döneminden gelişme dönemine geçtiğinden bahsediyor. İnternet yatırımcılığının Türkiye’de yeni yeni geliştiğini belirtiyor. Silikon vadisinde “start up” ların birçok yatırım bulma olanığına sahip olduğunu anlatıyor.

Emre Kurttepeli bu yıl yaptığı “dikey e-ticaret” site yatırımlarından da bahsediyor. Balerin.com parfümeri satışı yapan bir dikey site. Mobilhediyem.com girişiminde özel günlerde mobil cihazlar üzerinden hediye gönderimini sağladığını söylüyor. Cihaza gelen kodu anlaşmalı firmalara göstererek hediye gönderilenin ürüne sahip olabildiğini söylüyor. Angry birds gibi “value proposition” ı çok yüksek bir oyun yaratmanın farklı bir girişimcilik örneği olduğunu söylüyor. 1 dolara bu kadar çok oynanılan bir oyun bulunmadığını belirtiyor. Kendi yatırım olan hocam.com üzerinden iş modellerinin kapasitelerinden bahsediyor. Hocam.com ‘un sadece üniversiteli gençler arasında oluşturulan bir sosyal ağ olduğunu ve bir müddet sonra genişlemesinin en fazla üniversiteli gençlerin sayısı kadar olabileceğini söylüyor. Burada bir ikilemin olduğundan ve hedef kitlenizi değiştirip üye sayısını artıralım deseniz rakiplerinizin değişeceğinden iş modelinizi değiştirmek zorunda kalacağınızdan bahsediyor. Başarılı bir işin böyle bir handikapı bile olsa devam edilmesi gerektiğini söylüyor. Gittigidiyor gibi ikinci el pazarının belli bir doyuma ulaşacağını ve daha sonra servisleri geliştirmenin ve farklılaştırmanın önemli olduğunu vurguluyor.

İnternetin aracıları elimine edip satışı sadeleştirdiğini söylüyor. Yonja.com un trendi yakalayamayıp odak noktasını kaçırdığını ve facebook gibi girişimciler karşısında yenildiğini söylüyor. Yeni girişimciler için önerisi yola tek başına çıkmamaları ve farklı özellikteki kişilere sahip grupların sektörde daha başarılı, kolay ilerleyebileceğinden söz ediyor. Şirket kurmanın evlilik ile eşdeğer olduğunu vurguluyor.

 


Serdar Kuzuloğlu / Yunus Emre Güzer

Posted: Şubat 26th, 2012 | Author: | Filed under: ITU Executive MBA | Tags: , , , | No Comments »

31 Mayıs 2011 tarihli dersimizin konuğu Serdar Kuzuloğlu idi ve “Zamanın ruhunu okumak” adlı sunumunu dinledik. 1994 yılının sonunda gazetecilik hayatına başlayan Serdar Kuzuloğlu dünyadaki ve Türkiye’deki birçok popüler sitenin kurucularıyla tanışma fırsatı bulmuş. Birçok farklı kurumda yöneticilik deneyimi olan Serdar Kuzuloğlu Doğan TV holdingin dijital stratejilerini çizmiş. Halen Radikal gazatesinde Salı ve Perşembe günleri köşesinde yazarken bir yandan danışmanlık hizmetleri veriyor ve TRT ‘de bir TV programı sunuyor.

Günümüzdeki başarı modellerinin bize sunulan klişelerden ibaret olduğunu belirten Serdar Kuzuloğlu kariyer dünyasının çizilen sahte pazarlama modellerinden oluştuğuna dikkat çekiyor. İnsanların sahip olmadıkları şeyler için hayat boyu çabalamalarını esprili bir dille anlatan Serdar Bey, klişelerle bakıldığında gerçeklerin göz ardı edildiğini ve insanlara fayda getirmenin unutulduğunu söylüyor.

Türkiye ve dünyadaki girişimcilik örneklerinden bahseden Serdar Kuzuloğlu 1923 de Eyüp Sabri Tuncer ‘in kendi markasına ait ürünlerin bulunduğu bir mağaza kurarak Türkiye deki ilk kataloğu bastırdığını ifade ediyor. Osmanlı geleneğinden gelen pazarlık kavramını kırabilmek için ürünlerin üzerine fiyat etiketleri koyan Eyüp Sabri Tuncer aynı zamanda ilk bedava ürün kuponunu çıkartıyor. Bu Türk markasının yaptığı “tüccarlığı farklılaştırmanın” bir başka türünün Amerika’da McDonald’s ailesinde görüldüğünü ve hızlı yemek hizmeti verebilmek için “ self service” ve “yemek listesi” gibi standartlar getirerek nasıl büyüdüklerine işaret ediyor. Bill Gates  ve Steve Jobs gibi örnek modeller arasındaki farkları dile getiren Serdar Bey, bu örnek modellere hiç benzemeyen facebook kurucusu Mark Zuckerberg in yeni neslin örnek modeli olduğunu söylüyor.

Başarısızlığın başarıdan daha öğretici olduğunun altını çizen Serdar Bey yükselirken insanın başının döndüğünü ve yükseklikten dolayı körleştiğini söylüyor. Başarısızlık hikâyelerini öğrenmenin başarı hikâyelerini öğrenmekten daha önemli olduğunu ve çok şey bildiğimizi zannetmemizin yaptığımız en büyük yanılgı olduğunun altını çiziyor. Teknolojinin sağladığı bilgi dünyasında emin olamadığımız konular ya da ulaşamadığımız bilgiler yığının bizi rahatlattığını söylüyor. İnsanların hayatlarını kafalarında “bookmark” ve “short cut” larla sürdürdüğüne dikkat çekiyor. Türkiye de 4 milyon kadının okuma yazma bilmediğini ifade ederken bu durumun ne kadar zor olduğundan bahseden Serdar Bey dijital çağda bugüne kadar yazılan tüm kitapların ancak yüzde 10 unun dijitalize edildiğini, insanlık mirası sayabileceğimiz eski film ve müzik arşivlerinin birçoğunun günümüze yetişmediğini söylüyor. Fotoğrafçılığın artık yok olduğunu, geçmiş yıllarda fotoğraf çekilirken insanlar süslenip kendilerine özen gösterirken ve fotoğraf adedi sınırlı iken günümüzde teknolojinin dijital dünyası ile fotoğraf kavramının değiştiğine ve yüzlerce özensiz fotoğraflar çekilerek veri kirliliği oluştuğuna dikkat çekiyor. Çekilen bu dijital fotoğrafları cd de saklamak istediğinizde iyi marka bir cd nin 8 yıl ömre sahip olduğunu ifade ediyor. Britannica ansiklopedisinin “dünyanın bilgisini evinize getirir” ifadesinin günümüzdeki interneti tarif etmeye çalıştığını söylüyor.

Kuzine soba gibi bir ürünün günümüzde hala bulunmadığını belirten Serdar Kuzuloğlu, kuzinenin aileyi bir araya topladığına dikkat çekiyor. Kuzine ile çay demlemek, banyo yapmak ya da bulaşık yıkamak için su ısıtabilmek, çamaşır kurutmak, kestane pişirmek mümkün iken aynı zamanda kuzine etrafında ailece mandalina yiyip mandalina kabuğu kızartıp turunç kokutmanın da ortamı renklendirdiğini gülerek anlatıyor.

İnsanların alışılagelmiş bu sıkışık aile ortamının eksikliğini teknolojik cihazlarla giderdiğini vurguluyor.

Kuzuloğlu aile büyüklerinden kopma ve uzaklaşmanın bizleri ayrı dünyalara ittiğini ve soru sorup akıl danışılacak kişilere özlemin arttığını söylüyor. Gösterdiği fotoğrafla zamana göre bakış açısının değişmesini vurguluyor. Kaynaklarımızın bugün sınırsız olduğunu ve refah bir toplumda yaşadığımızı söylüyor. Bir ayda ortalama 300 farklı karar aldığımızı belirtirken bunların seçeneklerin fazlalığından kaynaklandığını söylüyor. Bunlara örnek olarak bir sabun almak için 400 farklı seçenek, 236 farklı su markası, 150 farklı gofret markası olduğunu söylüyor. Zara ve Mango daki erkeğin zulmünü ve kadınların elbise denemedeki hızlarına değinirken dopamin salgısının insanlığın en büyük düşmanı olduğunu söylüyor. Hep daha fazlasını istememizin dopamin bağımlılığından kaynaklandığını söylüyor. İnternet bağımlılığının neden kaynaklandığını sorgulayan Serdar Kuzuloğlu Türkiye ‘de 7 milyondan fazla adsl kullanıcısı olduğunu , facebook kullanımında 3. Ülke olduğumuzu vurguluyor. Türkiye’de 3 milyondan fazla insanın internet üzerinden ticaret yaptığı bilgisini paylaşırken 14-45 yaş arası 43 milyon nüfusa dikkat çekiyor. Bu nüfusun potansiyel alıcı olduğunu ve gençlerin %90 ının sosyal ağlara üye olduğunu ifade ediyor. Bir insanın günlük sosyal ilişki kurduğu kişi sayısı 125 iken bu sayı sosyal ağlarla 500’e çıktığını fakat bilimsel olarak bir insanın 40 arkadaş üzerini kabul etmediğini vurguluyor. Eskiden paranın güç manasına gelirken şimdi bilginin gücü sembolize ettiğini ifade ediyor.

Sosyalliğin farklılaştığını insanların sosyalleşmek için ekranlara bakmak zorunda kaldıklarını, sosyalleşmek için sokağa veya kafeye gitmenin demode olduğunu söylüyor. İnsanların arkadaşlarıyla konuşurken yüzlerine bakmak yerine cep telefonu ekranına bakmalarının normal bir davranış olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. Friendfeed in facebook tarafından satın almasıyla “Like” terminolojisinin dünya literatürüne geçmesinden bahseden Serdar Bey. Markaların facebook sayfalarındaki ürünlerinin “like” butonu sayesinde beğenilmesiyle sosyal pazarlamanın ortaya çıktığını ifade ediyor. Kendi çocuklarından örnek verirken konuşmayı öğrenmeden önce ipad kullanmayı öğrendiklerini ve dokunarak parmaklarıyla her şeyi yönetebileceklerini sanmalarını gülerek anlatıyor.

Yeni neslin %23’ünün ultrason görüntüleriyle, %33’ünün doğum fotoları ile sosyal ağlarda yer aldığı bilgisini paylaşıyor. Hangi mesleği yaparsak yapalım bu kuşağı anlamamızın gerekliliğini vurguluyor. Hayatın karmaşık olmadığını aksine çok basit olduğunu fakat biz insanların hayatı karmaşıklaştırdığını söylüyor. Kadınlar ile erkekler arasındaki genel farklara da değinen Kuzuloğlu’ndan bir şeyler dinlemek gerçekten güzeldi.

Dersimizin bugünkü bir diğer konuğu Yunus Emre Güzer, Garanti Ödeme Sistemlerinde çalışıyor. Türkiye’de internet ve ödeme konusunda sayılı kişilerden biri. Büyük e-ticaret sitelerinin ilk çıkışlarına şahit olmuş ve gözlemleme imkânı bulmuş. Hepsiburada, gittigidiyor gibi e-ticaret sektörünü devlerinin müşterileri olduğunu söylüyor.

Emre Güzer, şu anda faaliyette olan herhangi bir kurumun Bilgi Sistemleri müdürünün internetle tanışması 25 yaşını bulurken yeni neslin doğumundan itibaren internet ile iç içe olduğundan bahsediyor. Tüm kurumsal bankaların da bu yeni tüketici grubunun alışkanlıklarını anlamaya çalıştıklarını söylüyor. “Social Shopping” kavramını birbirimize sorarak yaptığımız alışveriş şeklinin e-ticaret yoluyla yapılması olarak izah ediyor. Lokasyon tabanlı servislerin markalar tarafından tercih edildiğini ve bu sayede genel bir filtreleme, buna yönelik pazarlama hareketlerinden bahseden Emre Güzer “facebook credits” in buna izin verdiğinden bahsediyor. İlk lanse edildiğinde 500 milyon “credits” dağıtılan sistemde 15 credits 1 dolara tekabül ediyor. Facebook’ta sanal dükkânların açılmaya başladığını (f commerce) ve Tesco’larda facebook credits kartlarının satıldığı bilgisini veriyor. Facebook creditsin aslında bir nevi karşılıksız para bastığını anlatıyor. Facebook’un sadece bir web sitesi değil aynı zamanda bir API(Application Programming Interface) olduğuna dikkat çeken Emre Güzer “amazon.com” a facebook kullanıcı ad ve şifrenizle giriş yapabildiğinizi ve “Web 3” sayesinde Facebook üzerinde paylaştığınız videolardan ve beğendiğiniz şeylerle alakalı ürünleri size öneride bulunduğunu belirtiyor.

Web 3.0 uygulamaları ile gelen semantik web uygulamalarından bahseden Emre Bey “Private shopping” in yakaladığı başarı sayesinde ulaştığı yeni kullanıcılarla ve e-devlet gibi uygulamaların zorlamalasıyla internet kullanımının arttığına işaret ediyor. Çin ve Hindistan’ın ardından elektronik ticarette en hızlı büyüyen ülkenin Türkiye olduğunu belirtiyor.

Grupanya gibi sitelerin insanlarla tanışmasından önce bankaların şirketlerle çalışmaya başladığını, BKM’nin de desteğiyle geliştirdiklerini anlatıyor. Kasım ayı itibariyle toplam(acq. E-ticaret) kartlı ödemenin 200.776,47 milyon TL ve %12 toplam ciro ile Garanti Bankasının pazar lideri bilgisini veriyor.

Elektronik ticaret tarafında birçok şirkette yönetici eksikliği bulunduğunu belirten Emre Güzer, 2010 ile 2011 yılı arasındaki işlem adedinde %10 artış olduğu bilgisini veriyor. E-ticaret kullanım nedenleri araştırıldığında; “Relaxation, fun, a favorite pass time, relief from stres, rewarding oneself, the most favorite location for shopping, shopping mails” gibi cevaplara ulaşılmış. İnternetten alışveriş hakkında halen bazı kullanıcılarda güven eksikliği olduğu fakat “3D secure” sisteminin bulunmadığı sitelerde yapılan işlemlerde 4 ay içinde itiraz edebilme hakkına sahip olduğumuzu söylüyor . Limango’nun 3D secure uygulamasını kullanırken Markofoni’nin bu sistemi kullanmadığını belirtiyor.

Emre Güzer, Google’ın uygulaması “Eye tracking” in gerçek hayatta uygulanan gölge müşteri anketlerinin (mağazalarda müşteri arkasında dolanıp nelere bakıp neler aldığına bakmaları) web versiyonu olduğunu belirtiyor.


yemeksepeti.com

Posted: Şubat 19th, 2012 | Author: | Filed under: ITU Executive MBA | Tags: , , , | No Comments »

Aşağıda okuyacağınız yazı bir önceki sitemden taşıdığım bir yazı. ITU Executive MBA “Strategic E-Marketing” dersi konuklarımızın konuşmalarından derlenip tarafımdan oluşturulmuştur.

17.05.2011 tarihli dersimizin konuğu yemeksepeti.com ‘un kurucu ortaklarından ve halen şirketin CIO ‘su Melih Ödemiş’ti. 1976 doğumlu Melih Ödemiş, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Boğaziçi MBA yüksek lisans programını bitirmiş. Okul sonrası 1 sene Citibank bünyesinde çalışan Melih Bey Boğaziçi Bilgisayardan arkadaşları Nevzat ve Cem ile 24 yaşında kendi işlerini kurmaya karar vermişler.

Citybank’taki öğle yemeği aralarında “Bugün ne yiyelim? Nereden yemek söylesek?” muhabbetlerinden yemeksepetinin temellerinin atıldığını anlatıyor Melih Ödemiş. 3 ortak 2 çalışanla kurulan şirketin 26 restoranla hizmet vermeye başladığını ifade ediyor. 2000’li yıllarda çıkmalarının büyük avantaj olduğunu vurgulayarak ICQ ‘nun ve Google ‘ın daha yeni gelişmekte olduğunu belirtiyor. Az sermaye ile şirket kurulmasının nispeten kolay ve mümkün olduğu bir ortamda şirketlerini oluşturduklarının altını çiziyor.

İş hayatının oluşturduğu zaman darlığında insanların yemek aralarında güncel fiyat bilgilerine, restoran tavsiyelerine ve hızlı servise ihtiyaç duydukları bir zamanda yemeksepeti.com sitesi açılıyor. 2000’li yıllarda Türkiye’de internet açısından tablo; 2 milyon internet kullanıcısı, dial-up bağlantı ve bu bağlantı hızlarında bir internet sayfasının açılış süresi ortalama 1 dk. sürmekteydi. Bu şartlar altında site tasarımının ne kadar önemli olduğu aşikar. Basit bir arayüze sahip ve yüklenmesi uzun sürmeyen bir site olarak internet kullanıcısıyla buluşuyor yemeksepeti. O zaman ki yurtdışı benzerlerine baktığımızda; USA ‘da kurulu upfront’ta restoranların siteye üye olabilmeleri için siteye sabit ödemeler yapması gerekiyor. Yemeksepeti böyle bir ücretin Türkiye’deki restoranların siteye üye olmalarında bariyer oluşturacağını düşünüyorlar. Bunun yerine siteye üye kullanıcıların siparişlerini verdikleri restorandaki miktarlar üzerinden komisyon ücreti alıyorlar.

2001 yılı Türkiye’deki bir çok “.com” firması gibi yemeksepeti’ nide etkiliyor. Banka sektörünün büyük hasar gördüğü bu yıllarda 5 kişilik yemeksepeti ekibi günde 30-40 sipariş alıyor. Yemeksepeti kurucuları geceleri hatta pazarlarıda çalışarak siparişleri bizzat kendileri kontrol ediyorlar. 2002 yılında yapılan Altın Örümcek web ödülleri yarışmasının e-ticaret dalında ödül alıyorlar. 2002-2004 yılları arasını Melih Ödemiş şu sözlerle ifade ediyor: “Kurduğumuz işte hep cepten para koymak, yatırım yapmak zorunda kaldık. Zorlukların sizi yıldırmaması lazım. Bir iş yapabilmeniz için o pazarın ölçeklenebilir ve büyük olması lazım.” 2005-2007 yılları arasında Türkiye’ye TTNET ile ADSL teknolojisinin gelmesiyle genişbant internetin yaygınlaşmasıyla netten siparişin üssel bir artışa geçtiği görülüyor. 2005 yılında günde 1.500 sipariş alınmaya başlanıyor ve hedefi 5000 sipariş olarak belirliyorlar. 2007 yılı sonunda hedeflerini de geçerek günde 10.000 siparişe ulaşıyorlar. 2007 yılının yemeksepeti için farklı bir anlamı da bulunuyor. Avrupa’nın önemli yatırım grupları arasında yer alan European Founders Fund, yemeksepeti.com’a %20 lik hisse payı ile ortak oluyor. Bu ortaklığın “minority partnership” tarzında olduğunu ifade eden Melih Bey. Sermaye’ye yatırım yapılıp büyümeye katkı sağlandığını ve yönetimlerine müdahale edilmediğini belirtiyor.

Yemeksepeti’nin güncel durumuna baktığımızda günde 35.000 sipariş alan, 150 çalışanı bulunan, 4.000 üye restoranı bulunan bir işletmeden bahsediyoruz. Üye restoran seçiminde titiz olduklarını şimdiye kadar 1.850 restoranın çeşitli nedenlerle sistemden çıkarıldığından anlıyoruz. Sadece Türkiye ile sınırlı kalmayan yemeksepeti.com Rusya’da %100 kendi iştirakleri ile izrestorana.ru adında bir siteyle hizmet verirlerken Dubai’de %50 – %50 bir ortaklı yapısıyla foodonclick.com adındaki siteyle hizmet veriyorlar. Dubai’de bir ofislerinin de bulunduğuna deyinen Melih Bey tüm çağrı merkezi hizmetlerinin Türkiye’deki merkezlerinden sağlandığının altını çiziyor.

Pazarlama faaliyetlerine de değinen Melih Ödemiş “internet sitesinin reklamı internetten yapılır” mantığıyla görsel ve basılı yayını pek tercih etmediklerini, internet sitelerinin üzerinden pazarlama yolunu seçtiklerini ifade ediyor. SEM (search engine marketing) olarak adlandırılan pazarlama methodolijisini kullandıklarının altını çiziyor. Rusya’da hem bilinilirliği artırmak açısından hem de Türkiye’den farklı bir pazar olduğundan el ilanı dağıtarak, internetten pazarlama stratejileri kullanarak pazarlama faaliyetlerini sürdürürken Dubai’de Türkiye’deki stratejilerini korumayı uygun görüyorlar. Etnik yapının pazarlama faaliyetlerinde önemli bir etken olduğundan bahseden Melih Bey Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler arasında görülen Rusya’da insanların yeni şeyleri denemekte daha çekingen davrandıklarından bahsediyor.

Yemeksepeti.com ‘da son yıllarda olan gelişmelerden ve genel çalışma mantığından madde madde bahsetmeye çalışırsak;

  • ERP / CRM tamamen değiştirilmiş. yemeksepeti.com ‘un 9 yıldır kullandığı arayüz değiştirilmiş. Türkiye’de bilişim sektöründeki firmaların hala dünya standartlarını yakalayamadığını belirten Melih Ödemiş yeni arayüze geçişlerinin 3 yıl sürdüğünü belirtiyor.
  • 3 ülkede 24 ilde faaliyet gösteren yemeksepeti 2.600 e yakın marka ile gerçek zamanlı sipariş üzerine çalışıyor.
  • Tüm siparişler ay sonu belirlenip komisyon oranları faturalandırılıyor.
  • İlk yıllarda sadece kurumsal müşterileri bulunurken şu anda bireysel kullanıcılarının daha fazla olduğu görülüyor. Sisteme üye olan restoran zincirlerinin oranı da son yıllarda artmaya başlamış.
  • Sosyal medya için özel pazarlama stratejileri bulunmakta twitter ‘da konuşan yemek ve facebook’taki yemeksepeti sayfası bunlara örnek.
  • 3G ‘nin gelişmesiyle mobil uygulamalara ağırlık verilmiş. Iphone, Blackberry, Nokia – ovi, Android, Windowsa Mobile Phone 7 uygulamaları bulunuyor. Pazar günü iphone uygulamaları üzerinden 1.700 sipariş aldıkları bilgisini veriyor Melih Bey.
  • Faaliyete geçtikleri şehirlerde ilk önce belirli pazarlara ağırlık verdiklerini vurgulayan Melih Ödemiş, yemeksepeti ‘nde onlarca üniversite bulunduğunu ve kampüslere özel indirimlerle yüzlerce restoranın hizmet ettiğini söylüyor.
  • Dünyada bir fenomen haline gelen “World of Warcraft” gibi online bir oyunda yemeksepeti adında bir karakter oluşturduklarını ve bunu günlerce belirli kişilerin oynadığını belirtiyor Melih Bey. Bu karakter dolayısıyla dijital reklam alanında bir ödüllerinin de olduğunu belirtmek gerekiyor.
  • Restoranlardan aldıkları komisyonlar %10 u aşmıyor ve sepet ortalamaları 21 TL
  • Yemeksepeti kendisini restoranların satış kanalı olarak görüyor ve restoranlarda geçerli olan tüm uygulamalar yemeksepetinde de geçerli. Bunlara sodexho, multinet gibi yemek çeklerinin yanında grupfoni gibi sitelerden alınan indirimli kuponlarda sitede kullanılabiliyor.
  • Çağrı merkezleri toplam 60 agenttan oluşuyor ve 7×24 hizmet veriyorlar.
  • Merkez ofisleri Etiler’de 4 villadan oluşuyor.
  • Halkla İlişkiler’e çok önem veriyorlar. Asıl reklamlarının kulaktan kulağa yöntemle yapıldığına inanıyorlar. Bu yüzden kullanıcılarını devamlı dinleyip gelişmeler yapıyorlar.
  • İlk yıllarda restoranlara siparişleri iletmek için tasarladıkları fax sistemi şu anda sipariş yöntemlerinin sadece %10’unu kaplamakta. 2004 yılında başlattıkları GPRS destekli POS networkü ve internet kullanımının artmasıyla server-client yazılımları siparişlerin büyük kısmını içeriyor. İstanbul’da interneti olmayan restoranları sisteme kabul etmiyorlar.
  • Kullanıcı profillerine baktığımızda %52 si erkek  %48 kadın ve yaş aralıkları 18-36
  • Günde 2.000 canlı yardım talebi ve 2.000 telefon çağrısı alıyorlar.
  • Bir kaç yıldır gereken özeni gösteremedikleri “yemeksepeti elit” ‘e daha çok yöneleceklerinden ve yeni projelere ağır vereceklerini anlıyoruz konuşmacımızdan
  • Kuruluşlarından itibaren yazılımlarını geliştirerek sahte kullanıcıları engellemek için birçok güncelleme gerçekleştirilmiş.

Sunum sonunda iyi bir iş kurmak için neler yapılması gerektiğinden bahseden Melih Ödemiş, bizlere sadece başarılı iş şekillerinden değil başarısızlık hikayelerinden de bir şeyler öğrenerek kendimizi geliştirmemiz gerektiğinin önemini vurguluyor. 3 bilgisayar mühendisi arkadaşın girişimcilik hikayesini öğrendiğimiz bu dersimizde de azim ve çalışmanın önemini tekrardan anlamış olduk.


grupfoni.com / botego.com

Posted: Şubat 19th, 2012 | Author: | Filed under: ITU Executive MBA | Tags: , , , , , , | No Comments »

Aşağıda okuyacağınız yazı bir önceki sitemden taşıdığım bir yazı. ITU Executive MBA “Strategic E-Marketing” dersi konuklarımızın konuşmalarından derlenip tarafımdan oluşturulmuştur.

10.05.2011 tarihli dersimizin konukları grupfoni.com kurucusu Burak Hatipoğlu ve botego.com kurucusu Ekim Nazım Kaya’ydı.

Öncelikli Burak Hatipoğlu bizlere kendini ve grupfoni.com’u tanıttı. İstanbul Alman Lisesi’nden sonra lise arkadaşlarının aksine sosyal bir bölüm değil de Matematik ‘e olan ilgisinden dolayı Mimar Sinan Üniversitesi İstatistik bölümünden mezun olmuş Burak Hatipoğlu. idefix.com, İş Bankası ve TTNET gibi Türkiye’nin önemli kurumlarında çalışan Burak Bey markafoni.com’un kurucusu Sina Afra’nın teklifiyle grupfoni.com ‘un temelleri atılmış. Dünya çapında grup satın alma konusunda söz sahibi GBG (Group Buying Global) yatırım fonunun desteği ile kurulmuş bir site. Siteyi “ölçülebilir reklam mecrası” olarak tanımlıyor Burak Hatipoğlu.

Çalışma şekillerini detaylı biçimde açıkladığında önümüzde yaptığı işin farkında tecrübeli bir profosyonelin bulunduğunu gördük. Fırsat yaratma odaklı çıkış yaptıklarını yani ürün yada hizmetin fiyatında belirli bir indirimle tüketiciye sunduklarını ifade etti. Sadece İstanbul’da günde 20 fırsat yayınlandığını ve 24 saat iyi bir satış elde edilirse bir 24 saat daha uzatıldığını vurguladı. Siteden satın alınan ürün yada hizmetler için müşterilere 17 haneli kod numarası veriliyor. Eğer istenirse bu kod kullanıcının cep telefonuna da SMS yolu ile bildiriliyor. Bu arada bir noktaya da dikkat çekiyor. Kullanılmayan ürün yada hizmetlerde, seanslı hizmetler dışında, para iadesi yapıyorlar. Dünya üzerindeki istatistiklerde bu gibi grup satın alma sitelerinde kullanılmama oranı %20 iken Türkiye’de %1 oranında olduğuna dikkat çekiyor.

Siteden verdikleri hizmetleri denetlemek için 3 kişiden oluşan bir kalite kontrol bölümlerinin olduğunu ve bu kişilerin sanki müşteri gibi mekanları ve hizmetleri kontrol ettiklerini belirtiyor. Ayrıca müşteri geri aramalarıyla da kupon kullananların memnuniyetini ve şikayetlerini topluyorlar.

Böyle bir site ayrıcalığıyla fırsat veren iş yerlerinin ve firmaların grupfoni.com ‘un üyesi 1.350.000 kişiye reklam yapmasından ve mail ile ürünlerinden ve fırsatlarından bahsedilmesinden yararlandıklarını vurguluyor Burak Bey. Fırsat kullanan kişi sayısı üzerinden komisyon aldıklarını belirtiyor. Ödeme şekli olarakta kullanıcılar ilk önce grupfoni.com ‘a ödeme yaptıklarından kullanılan kuponlardan sonra komisyonları düşülmüş şekilde firmalara hizmet bedeli veriliyor.

2 kişi ile kurulmuş olan bu sitenin markofoni.com’un ofisinde çalışmaya masa bulamazken, 860 m²’lik bir ofiste 87 kişi ile hizmet veren 12 ilde faaliyet gösteren kurumsal bir firmaya dönüşünün hikayesinden bahsediyor. Organizasyonel yapılarından da bahseden Burak Bey satış ekibinin şu anda ikiye ayrıldığından bahsediyor. İstanbul ve Anadolu ekibi olarak ayrılan satış ekibi mobil çalışanlar (home office) ve ofis çalışanları (İstanbul ve Ankara’da ofisleri bulunuyor) olarak ayrılıyor. Mobil çalışmayı pek tercih etmediklerini, şehirlerde ofis bulunmasıyla ve yerleşik düzenle daha sıkı ve düzgün hizmet sunduklarını vurguluyor.

Burak Bey, İstanbul’da artık oyuncuların belli olduğunu ve büyük şehirler dışında ciro yapmak istediklerini “Fanta’ya sarı Cola denilen yerlerde, internet kullanıcısının olmadığı yerlerde yer almak istiyoruz. ” cümleleriyle açıklıyor. Yeni şehirleri internet kullanım oranlarına, GSYİH, ulaşılabilir bir yer yani mevcut yerlere yakın olmasına göre seçtikleri belirtiyor.

İstatistik mezunu olan Burak Hatipoğlu rakamlarla ifade etmeyi çok seviyor. Benim gibi bir mühendis dışında bu rakamları not eden var mıdır onu da merak etmiyor değilim.  Grupfoni.com ‘u rakamlarla ifade ettiğinde;

  • Toplamda 3 aşamadan (fırsat, ödeme , teşekkür) oluşan ve basit bir arayüzle fakat arka tarafında teknik yeterliliğe (yazılım ve kod açısından) sahip bir grup satın alma sitesi grupfoni.com
  • Şimdiye kadar 850.000 kupon satmışlar. Kupon alanların %65 kadın, %35 erkek ve 22-40 yaş arasında
  • 245.351 facebook üyeleri bulunuyor
  • En iyi ayında 14.000.000 TL ciro yapıyorlar
  • Satılan kuponların %75 i İstanbul’dan, %9 u Ankara’dan, %6 sı İzmir’den ve %10 u da diğer illerden alınmış
  • Kadın kullanıcılara satılan ürün ve hizmetlerin %56 sı Sağlık ve Güzellik, %23 Etkinlik, %14 Yeme-İçme, %7 si Diğer kategorilerinden oluşuyor
  • Erkek kullanıcılara satılan ürün ve hizmetlerin %46 ı Etkinlik, %38 i Yeme-İçme, %16 ı Diğer kategorilerinden oluşuyor
  • Temmuz-Eylül 2010 arasında satılan kupon sayısı 51.917 iken Ocak-Mart 2011 arasında satılan kupon sayısı 378.642

Diğer grup satın alma sitelerinden farklı olarak mevzuatlara ve yasalara da çok dikkat ettiklerini belirtiyor Burak Bey. Turizm fırsatları yayınlayabilmek için Dirse Turizm adında bir turizm şirketi kurduklarını ve acenta olduklarından bahsediyor. Bu acenta oluşumunu tamamlamadan kullanıcılarına turizm fırsatlarını sunmadıklarının altını çiziyor. Ayrıca tüm alışverişlerde kullanıcılarına Tüketici Mevzuatı gereği “Ön Bilgilendirme Formu ve Mesafeli Hizmet Sözleşmesi” onaylattıklarını vurguluyor.

Burak Hatipoğlu’nun konuşmasından grup alma sitelerinin belli bir doyuma ulaştığını ve bundan sonra sektörde ayakta kalmayı sadece birkaçının becerebileceğini anlıyorum. Hızlı olarak sektöre girişlerini emin ve sağlam adımlarla pekiştiren grupfoni.com’un kurumsallığı yakalamasıyla bu oyuncuların en önemlilerden biri olmaya devam edeceğini tahmin ediyorum.

Bir diğer konuğumuz Ekim Nazım Kaya idi. botego.com’un kurucusu olan Ekim Bey’in sunumunun ana konusu “Maaşlı mı çalışmalı?” idi.

Ekim Nazım Kaya, 1997’de turk.net ‘de çalışırken 15 saatlik internet CD lerinin dağıtıldığından ve dağıtılan kişilerin turk.net ‘i arayıp aktive ettikten sonra ne yapacaklarını sordukları dönemlerden internetin yavaş yavaş gelişmeye başladığı zamanlardan bahsederek giriş yaptı. NTV ‘de Bilgisayar Ağları Yöneticisi olarak çalışırken işinin tatmin etmediğinden mesai bitsin diye zaman geçirmeye çalışırken görevinden bihaber olan çalışma arkadaşlarının “Bizim printer bozuldu bir baksana” diye söylemleri Ekin Bey’i kendi işinin patronu olması yönünde teşvik ettiğini belirtiyor. NTV ‘de çalışırken kurduğu ödevim.com ‘dan aldığı maaşın 2 katını kazanması içindeki girişimci ruhunu daha da perçinliyor. ödevim.com üyelerinden bir kişinin onu mahkemeye vermesiyle (ki gereksiz kutusuna düşen mail olduğu görülünce olay çözülmüş) sınavına giremeyip nasıl okulu uzattığından gülümseyerek bahseden Ekim Bey bir topluluğu yönetip denetlemenin ne kadar zor olduğunu görüp bu siteye daha sonra son verdiğini anlatıyor.

Türlü internet sitesi girişimlerinden bahsediyor mühendislik mezunu bu girişimci. uygunteklif.com sitesi çeşitli konulardaki alım taleplerinizi firmalara göndermeniz ve firmalardan sizlere tekliflerin gelmesi prensibinde çalışan bir servis. reklamlarbitti.com sitesi dizi izleyenlerin uzun reklam aralıklarında TV önünden ayrılmasıyla onlara reklamın bittiğini SMS yoluyla bildiren bir mantık üzerine kurulmuş . adettendir.com ise kadınların adet günlerini ve periyodlarını gösteren bir site ve halen yayında. askeroldum.com ise halen yayında olan bir başka site ve yedek subay adaylarının sonuçlarını açıklanır açıklanmaz SMS yoluyla bildirim yapan bir site. Böylece erken uçak rezervasyonu ve erken bildirim fırsatları sunuyor.

botego.com ‘u ticari ve kar amacı gütmeyen kurum ve kuruluşlara yönelik yapay zeka tabanlı çözümler sunan bir site olarak tanımlıyor. Yazılımla sanal müşteri temsilcisi yaratma üzerine kurulu bu sitenin Digiturk ve TTNET gibi büyük müşterileri bulunuyor. Bu yazılımlar sayesinde müşterilerine bir sürü dakika ve iş gücü yarattıklarını vurguluyor.

Biz yüksek lisans öğrencilerine gösterdiği ve kendi kişisel bloğunda da yer verdiği sunumlarıyla girişimci ile maaşlı çalışma arasındaki farkları belirtiyor. En önemli olarakta maaşlı çalışanın bir patronu varken girişimcinin bir sürü patronunun olduğu ve her işin çok acil olduğunu vurguluyor. Bir mühendisin kendi işini kurmanın peşinden koşarak neler yapabileceğinin bir kanıtı Ekim Nazım Kaya ve cesareti olup bu yönü seçmek isteyenlere bir örnek aynı zamanda.

Bu dersimizin sürpriz konuğu ise oyuncakdenizi.com ‘un kurucusu Serkan dı. Serkan 1980 doğumlu ve bizler gibi ITU EMBA (2005) mezunu. 2009 ‘da girişimcilik hayatına atılan Serkan siteyi açarak İstoç’ta 500 TL ya bir ofis tutmuş. Gider kalemlerinin sadece masa, sandalye, laptop ve bir adet modem olduğunu belirten Serkan internet girişimi için başka bir şeye ihtiyaç duyulmadığını vurguluyor. 25m² lik bu küçük ofiste 4 kişi olarak iş yaşamlarını sürdürürken ofisi İstoç’ta seçmelerinin nedenini tedarikçilere yakın olmak olduğunu söylüyor. Sadece google optimizasyonu ile ve reklamsız yollarına devam ettiklerini vurguluyor.

Bu bol konuklu ve yorucu günün ardından Burak Büyükdemir sayesinde bir internet girişiminin nasıl olması gerektiğini ve bizler gibi düşünen kişilerin nasıl girişmci olduklarının hikayelerini dinlemeye devam edeceğiz.


indirdik.com

Posted: Şubat 19th, 2012 | Author: | Filed under: ITU Executive MBA | Tags: , , , , | No Comments »

Aşağıda okuyacağınız yazı bir önceki sitemden taşıdığım bir yazı. ITU Executive MBA “Strategic E-Marketing” dersi konuklarımızın konuşmalarından derlenip tarafımdan oluşturulmuştur.

03.05.2011 tarihli dersimizin konuğu indirdik.com kurucusu Mustafa Acet’ti. Mustafa Acet bizlere kısa olarak özgeçmişinden bahsetti: “Balıkesir ‘de İnşaat mühendisliği okuyordum. İstemediğim ve ileride sürdürmeyi düşünmediğim bu okulu yarıda bırakıp aileme daha iyi puan yapıp başka bir bölümü tercih edeceğimi söyledim. 1 sene hazırlıktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği bölümünü kazandım. İstanbul’a gelme amacımı yakalamıştım. Bu sayede hem İstanbul’da okuyacak hem de hayallerimin peşinden koşacaktım. ” Küçük yaştan beri meraklısı olduğu internet sitesi kurma öyküsünün başlangıcı da böylece başlamış oluyordu.

İlk yıllarında İstanbul’u tanıyıp geziyor. Ve daha sonra içindeki girişimcilik ruhunun peşinden koşarak Mecidiyeköy’de ilk ofisini açıyor. Buranın kirasını ailesinden aldığı harçlıklarla karşılamaya çalışıyor. NBM adında bir şirket kuruyor ve hatta arkadaşları bu kısaltmayı “Ne zaman Büyüyeceksin Mustafa” olarak esprili bir şekilde dönüştürüyorlar. Tuttuğu bu ofisin giderini karşılamak ve hayalindeki işi yapabilmek adına “Circus Interactive” adlı bir şirket daha kurarak bu şirketle firmalara internet sitesi hazırlayarak(web design) para kazanmaya başladığını ifade ediyor. Bir arkadaş sohbetinde web sitesi üzerinden günde tek ürün satma fikrine sıcak bakıp kolları sıvıyor.

Bir arkadaşıyla birlikte önce en iyi bildikleri iş olan web sitesi tasarımıyla yola koyuluyorlar. “woot.com” ‘u örnek alan sitenin ilk kuruluş ismi “bendeistiyorum.com” olarak belirleniyor. Daha sonra ona çok uzak olan ticareti öğrenmeye başlıyor. Tedarikçileri tek tek gezip sitelerinden bahsediyorlar ve ürünlerini daha ucuza sitelerinden satmayı teklif ediyorlar. Adları şanları tanınmayan ve daha yola yeni çıkmış bu kişiler ikna güçleri sayesinde bu tedarikçileri kendileri ile çalışmaya inandırıyorlar. Hiçbir fikre sahip olmadıkları konular hakkında kendilerini geliştirmeye çalışıp bu işin jargonunu öğrenmeye başlıyorlar. Mustafa, siteyi açtıkları ilk gün satış yapabilmelerine çok şaşırıyor ve o müşterisini hiç unutmuyor. İşi kurdukları ilk günden beri teker teker tedarikçileri gezip onlarla anlaşma yapıyor, web sitesi tasarımına katkıda bulunuyor, ilk başlarda çalan telefonlara cevap veriyor, kurduğu iş neyi gerektiriyorsa koşturmaya, yapmaya çalışıyor. Gün geldiğinde muhasebeci olduğunu, gün geldiğinde satın almacı olduğunda gülerek ifade ediyor.

Kendi işini yapmanın birçok zor yanı bulunmasına karşın çok zevkli bir iş olduğunu ifade eden Mustafa bize işinin ayrıntılarından da bahsetti. İlk yıllarının ardından tanındıkça şirketin kendi kendini döndürebildiğini ifade ediyor. Tedarikçilerin yüksek karlarından dolayı bazı malzemeleri kendinin ithal etmeye başladığını ve çekinerek giriştiği ilk işinden sonra daha fazla ürün ithaline ağırlık vereceğine dikkat çekiyor. Böylece aradaki tedarikçi komisyonunu çıkartıp site üyelerine daha ucuza mallar satabileceğini gözleri parlayarak anlatıyor. Kuruldukları ilk günden beri çok pahalı mallar satmadıklarını, özellikle 20-30 TL ları geçmeyen ucuz ve kullanışlı ürünlere özen gösterdiklerinden bahsediyor. Yurt içi kargo ile olan anlaşmaları sayesinde müşterilerine 3,5 TL ya Türkiye’nin her yönüne kargo hizmeti verebiliyorlar. Banka komisyonları fazla olduğundan ve hesaplarına yatırılan paraların uzun vadeli olarak kendilerine tahsis edildiğinden bankalarla çalışmayı uygun bulmuyor. Sorunlu mallar için para iadesi gerçekleştirebildiklerini ifade eden Mustafa Çin’de bir irtibat ofisleri bulunduğunu ve Çin’den ithal edecekleri ürünleri bu sayede özel fiyatlarla getirtebildiklerinden bahsediyor. Stok tutmadıklarını özellikle vurgulayan bu girişimci böylece yüksek depo maliyetlerinden etkilenmediklerini belirtiyor. Günlük satış rakamlarının 3000 leri bulduğunu belirten bu genç girişimci ürünlerin satışından bir gün sonra hatta bazı günlerin sonunda kargoya teslim edildiklerinden bahsediyor.7/24 aktif olan bu sitenin ilk başlarda gece yarısı değişen ürün türü daha sonra 14:00 da değiştirilmeye başlanmış ve böylece talep artışı yükseltilmiş.

indirdik.com ‘un başarılı bir girişim olduğunu son zamanda aldığı gittigidiyor.com yatırımından anlayabiliriz. Bu aldığı yatırımın sadece şirkete yapılmasını istemiş ve kendisi iş modelinden zaten yeteri kadar kazandığını ifade ediyor. Yeni aldığı bu yatırım sayesinde iş modelini geliştireceklerini hatta ithal ettikleri bazı ürünlerde depolama yapıp stok dahi tutucaklarını belirtiyor. Amacı tüm Türkiye çapında bilinir bir site haline gelmek. Bu kısımda da “kulaktan kulağa” yayılmanın çok etkili olduğunu belirtiyor. Gittigidiyor yatırımından önce Turkcell ve Koç Holding’den de bazı yatırımlar aldığını ve bir takım projelerde bu büyük ve kurumsal firmalarla çalıştığından gururla bahsediyor.

Yaşıtımız olan bu arkadaşımızın konuşmasından ve hareketlerinden yaptığı işi ne kadar sevdiğini görebildim. İnanarak ve severek yaptığı bu işte daha başarılı olacağına  inandım. Burak Büyükdemir hocamızın gözümüze gözümüze soktuğu bu örnekler sonrasında “Neden bizde yapamayalım?” diye kendi kendime soruyorum.


bobiler.org

Posted: Şubat 19th, 2012 | Author: | Filed under: ITU Executive MBA | Tags: , , , | No Comments »

Aşağıda okuyacağınız yazı bir önceki sitemden taşıdığım bir yazı. ITU Executive MBA “Strategic E-Marketing” dersi konuklarımızın konuşmalarından derlenip tarafımdan oluşturulmuştur.

26.04.2010 tarihli dersimizde konuğumuz bobiler.org kurucusu Ozan Tüzün ve idari işlerden sorumlusu kardeşiydi. Ozan bobiler.org ‘un ilk önce kendi kişisel blog’u olduğunu, burada kendi yaptığı görsel çalışmaların yer aldığını ve daha sonra başka kişilerinde paylaşımlarıyla bu sitenin bir topluluk sitesi haline geldiğini belirtti. Yaratıcılık odaklı ve görsel paylaşım üzerine inşa edilmiş bobiler.org bazı sıkıntılarda yaşamamış değil. Sitede bulunan bir görselden dolayı evlerine polis gelmiş. Bu anılarını Ozan gülerek anlatıyor: “Polis eve gelmiş ve annem o anda bulaşık yıkıyormuş. Elinde köpüklü eldivenlerle kapıyı açmış ve memurları karşısında görünce şaşırmış. Daha ne olduğunu anlamadan internette suç unsuru paylaşım yaptığımızı ve arama yapmaları gerektiğini söylemişler. Evdeki PC’yi incelemek üzere alıp gitmişler.” Bu olaydan sonra kendilerinin bir avukat ile çalışmaları gerektiğine kanaat getirmişler. Site tasarımını hala Ozan üstlenmekte ve birkaç arkadaş ile birlikte devam etmekte. “Community” site yönetiminin çok meşakkatli bir iş olduğunu ve “moderasyon” yapısının çok iyi kurgulanması gerektiğini belirtiyor. İnsanların kendi tasarladıkları şeyleri çok beğendikleri ve bunların ana sayfada yayınlanması için ısrar ettiklerinin altını çiziyor. Böyle bir topluluğu büyütmek için çeşitli sosyal sitelerden yararlandıklarını ve özellikle ekşisözlük’ten bu konuda destek gördüklerinden bahsetti. Bir çok görsel işle uğraşan üyeye sahip bu site kendilerine ait T-shirt tasarımları yapıp arzu eden üyelerine satmayı denemişler fakat sayı arttıkça tasarımlar istedikleri kadar kaliteli ve iyi olmamış. Şimdilik üretimi durduklarını, daha kaliteli bir tedarikçi bulduklarında daha büyük ürün çeşidiyle tekrardan bu işle ilgileneceklerini söyledi.

Bu konuşma sonrası kişisel bir web sitesinin nasıl bir ticari siteye dönüştüğünü görmüş olduk.