Bin sene de okusam.. "Ne biliyorsun?" diye sorsalar bana, "haddimi bilirim" derim... (Mevlana Celaleddin Rumi)

“Dönüşüm Çarkı” nereye kadar dönecek?

Posted: Ekim 24th, 2013 | Author: | Filed under: İş Dünyası | Tags: , | No Comments »

Hemen hemen bütün öğrencilerin, çalışanların yaptığı bir şeydir; İş Yaşamı hakkında kaynak araştırma. Bulabildiğimiz kaynakların çoğu İngilizce’dir ve aslında bu devirde İngilizce bilmek artık bir olmazsa olmazdır. Sorun Türkçe kaynak bulmanın kıtlığından çok Türkiye’deki iş yaşamının dünyadaki hiçbir yere benzememesidir. Türkiye’deki iş yaşamı dinamiklerinin ve yapı taşlarının başka hiçbir yerde olmayışıdır bize okuduğumuz kitaplar ile yaşadığımız iş hayatı arasındaki uçurumları gösteren.

Kaçımız okuduğumuz kitabın ardına şöyle bir cümle kurmadık: “İyi, güzel de bunlar sadece Amerika’da işler. Türkiye’de böyle şeyler tutmaz!” İşte böyle bir sözün ardına Türkiye’de denenmiş ve tutmuş bir iş yaşamı öyküsü var. Garanti Bankasının eski CEO’su Akın Öngör’ün yazmış olduğu “Benden Sonra Devam” biz Türk iş hayatı insanlarına “Geleceğin liderine sürdürülebilir başarı için ipuçları” mottosuyla yayınlanmış bir kitap. Benim gibi iş yaşamı ve işleyişi üzerine merakınız var ise kaçırmamanız gereken, kesinlikle okumanız şart olan bir kitap “Benden Sonra Devam”. Bu tavsiyemin ardına hemen bir eleştiri iliştireyim. Kitap çok uzun ve birçok yerde aynı şeyler tekrar edilmiş. Keşke bunlar dikkate alınarak kitap daha okunası kılınsa imiş.

Kitap Akın Öngör’ün Garanti’nin Genel Müdürü olduğu 1991-2000 yılları arasında yaşadıklarını uzun uzadıya anlatıyor. Bankacılık sektöründe çalışmıyor olmanız kitabın çekiciliğini azaltmıyor. O dönem ki Türkiye şartlarını bir bankanın genel müdürünün gözlerinden gözlemliyor ve izliyorsunuz. Bir şirket genel müdürü neler yapar, nelerle uğraşır, nasıl zorluklarla karşılaşır, nasıl olmalıdır, nasıl davranmalıdır, ne yer, ne içer, nasıl çalışır, aile yaşamı nasıldır gibi aklınıza gelebilecek türlü soruya kitabın içerisinde rastlamak mümkün.

Sanırım kitapta bahsi geçen zaman dilimini hatırlamak adına aşağıdaki reklam filmlerini izlemek yeterlidir. En az benimle yaşıt olan herkes bu reklam filmlerini çok iyi hatırlayacaktır. Pazarlamanın nasıl yapılması gerektiğine çok güzel örnek reklam filmleri ve kanımca bir iletişim başarısı.

Garanti Bankası – Sucu Çocuk Reklamı 

Dip Not: “Garanti’de bankacılıkta kazanılan bankacılığa yatırılır.” söylemi gayet net anlatılmış.

Garanti Bankası – Taksici Reklamı (Başka bir arzunuz?)

Dip Not: Sizi yönlendiren, türlü seçenekler sunan, işinizi kolaylaştıran ve hatta beklentilerinizi aşan bir banka algısı oluşturmak.

Yukarıdaki reklamların çalışması kitapta bahsi geçen kısımlardan biri. Bu reklamların başarısının bir yerinde Akın Öngör’ün pazarlama kökenli olmasının yattığını insan düşünmeden edemiyor. Bu reklam filmleri ile bankanın logosunun değiştirilmesi projesi ve bankaya daha modern görünüm sağlamak amacıyla şubelerinin yeniden tasarlanması tamamlayıcı çalışmalar olarak sunuluyor. Akın Bey zamanında bankadaki 10 Genel Müdür Yardımcısının 4 ‘ü kadın yöneticilerden seçiliyor.   Bu değişim programı daha sonradan Harvard Business School ve London Busines School ‘da liderlik ve değişim derslerinde anlatılmış. Kitapta Akın Öngör zamanında yapılan bu değişim programının uygulanabilirliğinin zorluğundan söz edilmiş; Değişim programlarının %20 ‘si başarılı oluyor ve sadece %5 ‘i sürdürülebilir olarak addediliyor.

Satır aralarında gözüme çarpanlar ;

  • Konusunda en iyi olanları -veya olacakları- ekibin birer unsuru yapmak o takımın gücünü artırmak demekti.
  • Bankanın insan kaynaklarını “adil” yönetiyor, kimseye torpil yapmıyor, “insana iş” değil de “işin niteliklerine uygun nitelikli insan” çalıştırma prensibini ödün vermeden uyguluyorduk.
  • İnsan beynine inanın, önem verin, insanları motive ederek onları işbirliğine ve yaratıcı olmaya teşvik edin, yeteneklerinden azami ölçüde yararlanın ve paylaşımcı olun. Onları böyle motive ederek tahmin edemeyeceğiniz başarılara ulaşabilirsiniz.
  • Hak ettiğinizi değil, müzakere ettiğinizi alırsınız. (Amerikan Atasözü: You don’t get what you deserve, you get what you negotiate)
  • Hızlı ve etkin iletişim, pek çok konunun sorun olmadan çözümlenmesini sağladığı gibi, yeni fırsatlardan da yararlanmamızı sağlıyordu.
  • Yukarı ile ilişkileri (patronlarla olan ilişkiler bahsediliyor) yönetmek için, içinde bulunduğunuz gerilimleri tamamen kenara koyarak sükunetinizi korumanız ve zihninizi açık tutmanız şarttı.
  • Teknolojiyi yönetenler en son ve en yeni gelişen sistem veya makineleri hep isterler ancak bunlardan ekonomik bir değer yaratılmasında hep geride kalırlardı.
  • Sürdürülebilir başarının anahtarı: Kültür
  • Kitabın sonunda bulunan Aclan Acar’ın sözlerinden: Akın’ın çok sevdiğim bir lafı vardır. “Timing is everything.” Dolayısıyla, doğru zamanda yaptığınız işler, sizi doğru yerlere ulaştırıyor. Zamanlamayı doğru yapamazsanız, istasyona erken gelip bekliyorsunuz, geç kalırsanız tren kaçıyor!

Son söz olarak söylemek istediğim bu kitabı okumadan önce bir önceki yazımda bahsettiğim ‘İyi’ den ‘Mükemmel’ Şirkete adlı kitabı okumanız. Burada anlatılan yönetim stratejilerini daha iyi kavrayabilir ve örnekleri inceleyebilirsiniz.



Leave a Reply