Bin sene de okusam.. "Ne biliyorsun?" diye sorsalar bana, "haddimi bilirim" derim... (Mevlana Celaleddin Rumi)

Emre Kurttepeli

Posted: Şubat 27th, 2012 | Author: | Filed under: ITU Executive MBA | Tags: , , , | No Comments »

07.06.2011 tarihli dersimizin konuğu Türkiye’nin en büyük portalı Mynet ‘in kurucusu Emre Kurttepeli idi.

Eğer Emre Kurttepeli ile olan sohbetimizi izlemek isterseniz aşağıdaki videoya başvurabilirsiniz. Video uzun gelecek olanlar için özet yazı aşağıdaki gibi.

 

Emre Kurttepeli, 1996 yılından beri internet sektöründe ve Fornet kurduğu ilk firma. Erişim sağlayıcı olan bu firmayı 3 yıl sonra Koçnet’e satıyor.

Emre Bey, 1999 yılında sadece İngilizce bilenlerin kullanabildiği bir internet dünyasında sadece Türkçe bilenlere yönelik hizmetler yapmaya karar vererek “mynet” i kuruyor ve Türkçe ara yüzle mail hizmeti veriyorlar. Girişimciliğin zorluklarından bahsederken yaklaşık 1,5 sene sonra ilk faturasını kesebildiklerini belirtiyor. Uykusuz gecelerin ve iş yerinde yatmaların girişimcinin mecburi bir gelişmesi olarak görülüyor. O dönemlerde siteye reklam almanın zor olduğunu ve reklam verenler bulmanın zorluğunu anlatıyor. Yaptığınız işe inanıp özveri göstermenin “mıknatıs etkisiyle” sizin gibi çalışabilen kişileri yanınıza çekmede etkili olduğunu belirtiyor.

Kurumsal bir firma ile girişimci ruhu birleştirmenin zorluklarına değinen Emre Bey, mobil dünyanın günümüz internet sektörünü nasıl etkilediğini ve oluşturdukları mynet ekosistemi”nin bu dönemde nasıl şekilleneceğinden bahsetti.

“Collaborative e-commerce” gibi oluşumların gerçek hayattaki deneyimlerden nasıl fark yarattığına değinen Emre Bey 18,5 milyon kullanıcıya sahip mynet trafiğinin %11’inin facebook %16’sının google dan yönlendirilen trafikten oluştuğunu vurguluyor. Mynet’in iş modeli olarak insanlara bedava hizmetler sunup aldığı reklamlardan gelir elde etmek olduğunu belirtiyor. İnsanların gerçek hayatta yaptıkları her şeyi internette de devam ettirdiğini sürdürüyor. Sadece davranış modellerinin değiştiğini vurguluyor.

Türk insanının girişimci bir millet olduğunu vurgulayan Emre Kurttepeli girişimcinin belli bir formasyona sahip olması gerektiğini söylüyor. Emre Bey, eskiden trafiği sadece kendi sitelerine yönlendirme mantalitesinden kurtulup revaçta olan site ve uygulamalarla işbirliği yaparak büyük oyuncu olmak gerektiğini vurguluyor. Facebook’un en büyük uygulama geliştiricileri olduklarından ve ellerindeki mail kullanıcılarını koruduklarını belirtiyor. E-ticaret ile büyük bir networke ulaşmanın ve pazarlamanın daha önceden bu kadar kolay olmadığını söylüyor. Nesil farklılıklarının altını çizerken yeni neslin bilgiye hemen ulaşım isteğini dile getirirken mobil aleminde farklı oyuncular olabileceğine “skype” ile “viber” arasındaki örneği sunarak açıklıyor. Mobilin insanlara her zaman “online” olabilme olanağı verdiğini belirtiyor.

TV nin günün sonunda hayatımızda olacağına inanmıyor ve en kolay erişimi kim sağlıyorsa kullanıcıların oraya yöneleceğini taşınabilen özel cihazların daha fazla önem kazanacağını düşünüyor. Mobil cihazların TV yi daha çok benzeyeceğine kendisinin kişisel deneyimlerinden de örneklerle açıklıyor. İnternet sektörünün hobisel olarak başlayıp, patlamayla bir anda gelişip şu anda emekleme döneminden gelişme dönemine geçtiğinden bahsediyor. İnternet yatırımcılığının Türkiye’de yeni yeni geliştiğini belirtiyor. Silikon vadisinde “start up” ların birçok yatırım bulma olanığına sahip olduğunu anlatıyor.

Emre Kurttepeli bu yıl yaptığı “dikey e-ticaret” site yatırımlarından da bahsediyor. Balerin.com parfümeri satışı yapan bir dikey site. Mobilhediyem.com girişiminde özel günlerde mobil cihazlar üzerinden hediye gönderimini sağladığını söylüyor. Cihaza gelen kodu anlaşmalı firmalara göstererek hediye gönderilenin ürüne sahip olabildiğini söylüyor. Angry birds gibi “value proposition” ı çok yüksek bir oyun yaratmanın farklı bir girişimcilik örneği olduğunu söylüyor. 1 dolara bu kadar çok oynanılan bir oyun bulunmadığını belirtiyor. Kendi yatırım olan hocam.com üzerinden iş modellerinin kapasitelerinden bahsediyor. Hocam.com ‘un sadece üniversiteli gençler arasında oluşturulan bir sosyal ağ olduğunu ve bir müddet sonra genişlemesinin en fazla üniversiteli gençlerin sayısı kadar olabileceğini söylüyor. Burada bir ikilemin olduğundan ve hedef kitlenizi değiştirip üye sayısını artıralım deseniz rakiplerinizin değişeceğinden iş modelinizi değiştirmek zorunda kalacağınızdan bahsediyor. Başarılı bir işin böyle bir handikapı bile olsa devam edilmesi gerektiğini söylüyor. Gittigidiyor gibi ikinci el pazarının belli bir doyuma ulaşacağını ve daha sonra servisleri geliştirmenin ve farklılaştırmanın önemli olduğunu vurguluyor.

İnternetin aracıları elimine edip satışı sadeleştirdiğini söylüyor. Yonja.com un trendi yakalayamayıp odak noktasını kaçırdığını ve facebook gibi girişimciler karşısında yenildiğini söylüyor. Yeni girişimciler için önerisi yola tek başına çıkmamaları ve farklı özellikteki kişilere sahip grupların sektörde daha başarılı, kolay ilerleyebileceğinden söz ediyor. Şirket kurmanın evlilik ile eşdeğer olduğunu vurguluyor.

 



Leave a Reply