Bin sene de okusam.. "Ne biliyorsun?" diye sorsalar bana, "haddimi bilirim" derim... (Mevlana Celaleddin Rumi)

Serdar Kuzuloğlu / Yunus Emre Güzer

Posted: Şubat 26th, 2012 | Author: | Filed under: ITU Executive MBA | Tags: , , , | No Comments »

31 Mayıs 2011 tarihli dersimizin konuğu Serdar Kuzuloğlu idi ve “Zamanın ruhunu okumak” adlı sunumunu dinledik. 1994 yılının sonunda gazetecilik hayatına başlayan Serdar Kuzuloğlu dünyadaki ve Türkiye’deki birçok popüler sitenin kurucularıyla tanışma fırsatı bulmuş. Birçok farklı kurumda yöneticilik deneyimi olan Serdar Kuzuloğlu Doğan TV holdingin dijital stratejilerini çizmiş. Halen Radikal gazatesinde Salı ve Perşembe günleri köşesinde yazarken bir yandan danışmanlık hizmetleri veriyor ve TRT ‘de bir TV programı sunuyor.

Günümüzdeki başarı modellerinin bize sunulan klişelerden ibaret olduğunu belirten Serdar Kuzuloğlu kariyer dünyasının çizilen sahte pazarlama modellerinden oluştuğuna dikkat çekiyor. İnsanların sahip olmadıkları şeyler için hayat boyu çabalamalarını esprili bir dille anlatan Serdar Bey, klişelerle bakıldığında gerçeklerin göz ardı edildiğini ve insanlara fayda getirmenin unutulduğunu söylüyor.

Türkiye ve dünyadaki girişimcilik örneklerinden bahseden Serdar Kuzuloğlu 1923 de Eyüp Sabri Tuncer ‘in kendi markasına ait ürünlerin bulunduğu bir mağaza kurarak Türkiye deki ilk kataloğu bastırdığını ifade ediyor. Osmanlı geleneğinden gelen pazarlık kavramını kırabilmek için ürünlerin üzerine fiyat etiketleri koyan Eyüp Sabri Tuncer aynı zamanda ilk bedava ürün kuponunu çıkartıyor. Bu Türk markasının yaptığı “tüccarlığı farklılaştırmanın” bir başka türünün Amerika’da McDonald’s ailesinde görüldüğünü ve hızlı yemek hizmeti verebilmek için “ self service” ve “yemek listesi” gibi standartlar getirerek nasıl büyüdüklerine işaret ediyor. Bill Gates  ve Steve Jobs gibi örnek modeller arasındaki farkları dile getiren Serdar Bey, bu örnek modellere hiç benzemeyen facebook kurucusu Mark Zuckerberg in yeni neslin örnek modeli olduğunu söylüyor.

Başarısızlığın başarıdan daha öğretici olduğunun altını çizen Serdar Bey yükselirken insanın başının döndüğünü ve yükseklikten dolayı körleştiğini söylüyor. Başarısızlık hikâyelerini öğrenmenin başarı hikâyelerini öğrenmekten daha önemli olduğunu ve çok şey bildiğimizi zannetmemizin yaptığımız en büyük yanılgı olduğunun altını çiziyor. Teknolojinin sağladığı bilgi dünyasında emin olamadığımız konular ya da ulaşamadığımız bilgiler yığının bizi rahatlattığını söylüyor. İnsanların hayatlarını kafalarında “bookmark” ve “short cut” larla sürdürdüğüne dikkat çekiyor. Türkiye de 4 milyon kadının okuma yazma bilmediğini ifade ederken bu durumun ne kadar zor olduğundan bahseden Serdar Bey dijital çağda bugüne kadar yazılan tüm kitapların ancak yüzde 10 unun dijitalize edildiğini, insanlık mirası sayabileceğimiz eski film ve müzik arşivlerinin birçoğunun günümüze yetişmediğini söylüyor. Fotoğrafçılığın artık yok olduğunu, geçmiş yıllarda fotoğraf çekilirken insanlar süslenip kendilerine özen gösterirken ve fotoğraf adedi sınırlı iken günümüzde teknolojinin dijital dünyası ile fotoğraf kavramının değiştiğine ve yüzlerce özensiz fotoğraflar çekilerek veri kirliliği oluştuğuna dikkat çekiyor. Çekilen bu dijital fotoğrafları cd de saklamak istediğinizde iyi marka bir cd nin 8 yıl ömre sahip olduğunu ifade ediyor. Britannica ansiklopedisinin “dünyanın bilgisini evinize getirir” ifadesinin günümüzdeki interneti tarif etmeye çalıştığını söylüyor.

Kuzine soba gibi bir ürünün günümüzde hala bulunmadığını belirten Serdar Kuzuloğlu, kuzinenin aileyi bir araya topladığına dikkat çekiyor. Kuzine ile çay demlemek, banyo yapmak ya da bulaşık yıkamak için su ısıtabilmek, çamaşır kurutmak, kestane pişirmek mümkün iken aynı zamanda kuzine etrafında ailece mandalina yiyip mandalina kabuğu kızartıp turunç kokutmanın da ortamı renklendirdiğini gülerek anlatıyor.

İnsanların alışılagelmiş bu sıkışık aile ortamının eksikliğini teknolojik cihazlarla giderdiğini vurguluyor.

Kuzuloğlu aile büyüklerinden kopma ve uzaklaşmanın bizleri ayrı dünyalara ittiğini ve soru sorup akıl danışılacak kişilere özlemin arttığını söylüyor. Gösterdiği fotoğrafla zamana göre bakış açısının değişmesini vurguluyor. Kaynaklarımızın bugün sınırsız olduğunu ve refah bir toplumda yaşadığımızı söylüyor. Bir ayda ortalama 300 farklı karar aldığımızı belirtirken bunların seçeneklerin fazlalığından kaynaklandığını söylüyor. Bunlara örnek olarak bir sabun almak için 400 farklı seçenek, 236 farklı su markası, 150 farklı gofret markası olduğunu söylüyor. Zara ve Mango daki erkeğin zulmünü ve kadınların elbise denemedeki hızlarına değinirken dopamin salgısının insanlığın en büyük düşmanı olduğunu söylüyor. Hep daha fazlasını istememizin dopamin bağımlılığından kaynaklandığını söylüyor. İnternet bağımlılığının neden kaynaklandığını sorgulayan Serdar Kuzuloğlu Türkiye ‘de 7 milyondan fazla adsl kullanıcısı olduğunu , facebook kullanımında 3. Ülke olduğumuzu vurguluyor. Türkiye’de 3 milyondan fazla insanın internet üzerinden ticaret yaptığı bilgisini paylaşırken 14-45 yaş arası 43 milyon nüfusa dikkat çekiyor. Bu nüfusun potansiyel alıcı olduğunu ve gençlerin %90 ının sosyal ağlara üye olduğunu ifade ediyor. Bir insanın günlük sosyal ilişki kurduğu kişi sayısı 125 iken bu sayı sosyal ağlarla 500’e çıktığını fakat bilimsel olarak bir insanın 40 arkadaş üzerini kabul etmediğini vurguluyor. Eskiden paranın güç manasına gelirken şimdi bilginin gücü sembolize ettiğini ifade ediyor.

Sosyalliğin farklılaştığını insanların sosyalleşmek için ekranlara bakmak zorunda kaldıklarını, sosyalleşmek için sokağa veya kafeye gitmenin demode olduğunu söylüyor. İnsanların arkadaşlarıyla konuşurken yüzlerine bakmak yerine cep telefonu ekranına bakmalarının normal bir davranış olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. Friendfeed in facebook tarafından satın almasıyla “Like” terminolojisinin dünya literatürüne geçmesinden bahseden Serdar Bey. Markaların facebook sayfalarındaki ürünlerinin “like” butonu sayesinde beğenilmesiyle sosyal pazarlamanın ortaya çıktığını ifade ediyor. Kendi çocuklarından örnek verirken konuşmayı öğrenmeden önce ipad kullanmayı öğrendiklerini ve dokunarak parmaklarıyla her şeyi yönetebileceklerini sanmalarını gülerek anlatıyor.

Yeni neslin %23’ünün ultrason görüntüleriyle, %33’ünün doğum fotoları ile sosyal ağlarda yer aldığı bilgisini paylaşıyor. Hangi mesleği yaparsak yapalım bu kuşağı anlamamızın gerekliliğini vurguluyor. Hayatın karmaşık olmadığını aksine çok basit olduğunu fakat biz insanların hayatı karmaşıklaştırdığını söylüyor. Kadınlar ile erkekler arasındaki genel farklara da değinen Kuzuloğlu’ndan bir şeyler dinlemek gerçekten güzeldi.

Dersimizin bugünkü bir diğer konuğu Yunus Emre Güzer, Garanti Ödeme Sistemlerinde çalışıyor. Türkiye’de internet ve ödeme konusunda sayılı kişilerden biri. Büyük e-ticaret sitelerinin ilk çıkışlarına şahit olmuş ve gözlemleme imkânı bulmuş. Hepsiburada, gittigidiyor gibi e-ticaret sektörünü devlerinin müşterileri olduğunu söylüyor.

Emre Güzer, şu anda faaliyette olan herhangi bir kurumun Bilgi Sistemleri müdürünün internetle tanışması 25 yaşını bulurken yeni neslin doğumundan itibaren internet ile iç içe olduğundan bahsediyor. Tüm kurumsal bankaların da bu yeni tüketici grubunun alışkanlıklarını anlamaya çalıştıklarını söylüyor. “Social Shopping” kavramını birbirimize sorarak yaptığımız alışveriş şeklinin e-ticaret yoluyla yapılması olarak izah ediyor. Lokasyon tabanlı servislerin markalar tarafından tercih edildiğini ve bu sayede genel bir filtreleme, buna yönelik pazarlama hareketlerinden bahseden Emre Güzer “facebook credits” in buna izin verdiğinden bahsediyor. İlk lanse edildiğinde 500 milyon “credits” dağıtılan sistemde 15 credits 1 dolara tekabül ediyor. Facebook’ta sanal dükkânların açılmaya başladığını (f commerce) ve Tesco’larda facebook credits kartlarının satıldığı bilgisini veriyor. Facebook creditsin aslında bir nevi karşılıksız para bastığını anlatıyor. Facebook’un sadece bir web sitesi değil aynı zamanda bir API(Application Programming Interface) olduğuna dikkat çeken Emre Güzer “amazon.com” a facebook kullanıcı ad ve şifrenizle giriş yapabildiğinizi ve “Web 3” sayesinde Facebook üzerinde paylaştığınız videolardan ve beğendiğiniz şeylerle alakalı ürünleri size öneride bulunduğunu belirtiyor.

Web 3.0 uygulamaları ile gelen semantik web uygulamalarından bahseden Emre Bey “Private shopping” in yakaladığı başarı sayesinde ulaştığı yeni kullanıcılarla ve e-devlet gibi uygulamaların zorlamalasıyla internet kullanımının arttığına işaret ediyor. Çin ve Hindistan’ın ardından elektronik ticarette en hızlı büyüyen ülkenin Türkiye olduğunu belirtiyor.

Grupanya gibi sitelerin insanlarla tanışmasından önce bankaların şirketlerle çalışmaya başladığını, BKM’nin de desteğiyle geliştirdiklerini anlatıyor. Kasım ayı itibariyle toplam(acq. E-ticaret) kartlı ödemenin 200.776,47 milyon TL ve %12 toplam ciro ile Garanti Bankasının pazar lideri bilgisini veriyor.

Elektronik ticaret tarafında birçok şirkette yönetici eksikliği bulunduğunu belirten Emre Güzer, 2010 ile 2011 yılı arasındaki işlem adedinde %10 artış olduğu bilgisini veriyor. E-ticaret kullanım nedenleri araştırıldığında; “Relaxation, fun, a favorite pass time, relief from stres, rewarding oneself, the most favorite location for shopping, shopping mails” gibi cevaplara ulaşılmış. İnternetten alışveriş hakkında halen bazı kullanıcılarda güven eksikliği olduğu fakat “3D secure” sisteminin bulunmadığı sitelerde yapılan işlemlerde 4 ay içinde itiraz edebilme hakkına sahip olduğumuzu söylüyor . Limango’nun 3D secure uygulamasını kullanırken Markofoni’nin bu sistemi kullanmadığını belirtiyor.

Emre Güzer, Google’ın uygulaması “Eye tracking” in gerçek hayatta uygulanan gölge müşteri anketlerinin (mağazalarda müşteri arkasında dolanıp nelere bakıp neler aldığına bakmaları) web versiyonu olduğunu belirtiyor.



Leave a Reply